Söz Yazarları: Étienne Roda-Gil (I)

-
Aa
+
a
a
a

Bu haftaki programımızda, altmışların sonundan itibaren kaleme aldığı şiirsel, sürrealist ve metaforlarla dolu şarkı sözleri sayesinde Fransız şansonuna bambaşka bir boyut kazandıran Étienne Roda-Gil’in Julien Clerc ile olan ortaklığı sonucu ortaya çıkan eserlere kulak verdik.

Clerc & Roda-Gil

1 Ağustos 1941’de Fransa’nın güneyindeki Oksitanya bölgesinde yer alan Montauban’da dünyaya gelen Étienne ya da gerçek adıyla Esteva Roda-Gil'in Katalan Cumhuriyetçileri olan anne ve babası 1939’da Franco rejiminden kaçarak Fransa’ya gelmiş ve burada bir süre göçmen kamplarında yaşamak zorunda kalmışlardı. Estèva’nın doğduğu sırada ise aile Tarn-et-Garonne bölgesindeki Réalville’de ikamet ediyordu. Buradan babasının İkinci Dünya Savaşı sırasında Septfonds mülteci kampından Réalville’deki Yabancı İşçi Grubu’na nakledildiği sonucu çıkarılabilir. Gazeteci Max Lagarrigue, Roda-Gİl’in ölümünün ardından kaleme aldığı bir yazıda şöyle bahsetmiş o günlerden: “Ailesiyle birlikte büyük bir yoksulluk içinde yaşayan küçük Estèva, iskorbüt hastalığına yakalandı. Dişlerini korumayı ancak annesinin olağanüstü azmi sayesinde başardı. Annesi, farklı fedakârlıklar sayesinde elde ettiği az sayıda limon sayesinde oğlunun dişlerini kurtardı”. Savaş sonrası yılları Montauban’da geçiren aile, 1953’te Paris banliyösündeki Antony’ye taşındı. Henri IV Lisesini bitirmesinin ardından 1959’da askerlik görevini Cezayir’de yapmak üzere orduya çağrılan Étienne, askere gitmemeye karar verdi ve rotayı İngiltere’ye çevirdi. Londra’da İspanyol özgürlükçü çevrelerle ilişkisini sürdüren genç adam burada hem Bertrand Russell’ın Üç Yüzler Komitesi’nin anti-nükleer faaliyetlerine katıldı hem de rock’n’roll ile tanıştı. Asker kaçağı olmasına rağmen Fransa Büyükelçiliği’nden bir vatandaşlık belgesi alarak öğrenci statüsünde askerliğini tecil ettirdi. Böylece Fransa’ya döndü ve yoldaşı Jean-François Brochard Brodsky sayesinde bir ilaç laboratuvarında tıbbi temsilci olarak işe başladı. Aynı dönemde sürgündeki İberya Özgürlükçü Gençlik Federasyonu’nda görev yapan Roda, 1963 yazında ise İspanya’da işlemedikleri bir bombalama suçlamasıyla idama mahkûm edilen Joaquin Delgado ve Francisco Granado lehine yürütülen kampanyaya aktif olarak katıldı. Buna karşın ikili, 16 Ağustos 1963’te Madrid’de idam edilecekti. 1966-67 yılları arasında sık sık Situationist Enternasyonal’in toplantılarına katılan genç adam, Michel Frantz ile birlikte Komünist Anarşist Gençlik (JAC) örgütünün kurucularından biri oldu ve 1967-68 yılları arasında örgütün teksirle çoğaltılan yayın organı Arcane’a yazılar yazdı. Aynı dönemde Sorbonne’da İspanyolca öğretmeni olarak görev yapan ve bu nedenle sık sık Sorbonne Meydanı’ndaki L’Écritoire kafesine giden Étienne, uzun yıllar boyunca söz yazarlığını yapacağı Julien Clerc ile de Quartier Latin’deki JAC militanlarının ve Louis-le-Grand Lisesi’ndeki küçük anarşist grubun buluşma mekânı olan bu kafede tanışacaktı.

Yaptığı besteleri için bir söz yazarı arayışında olan Clerc kafeye girip: “Burada benim için söz yazacak biri var mı?” diye sormuş, arkasından bir ses: “Ben” diye cevap vermişti. Bu ses Roda-Gil'e aitti. Bunun üzerine Julien onu ailesinin Bourg-la-Reine’deki evine götürdü ve bestelerini dinletmeye başladı. Neleri sevip neleri sevmediğini anlattı. Bu buluşmanın sonrasında Julien’den afiş bastırmak içini iki yüz frank borç alan sonrasında da uzun süreliğine ortadan kaybolan Roda, iki üç hafta sonra genç bir kadın aracılığıyla Julien’e bir üzerinde şarkı sözleri yazan bir kâğıt gönderdi. Söz konusu sözler, Clerc’in ilk albümünde yer alacak parçalardan biri olan La tarentelle’e aitti. Hüzünlü bir aşk hikâyesini anlatan bu sözler uzun yıllar sürecek bir dostluğun ve iş ortaklığının da başlangıcı anlamına geliyordu. O dönemden şöyle bahsediyor Julien Clerc: “Étienne benden yaşça daha büyüktü ve zihinsel ve fiziksel anlamda çok güçlüydü, inanılmaz bir ikna kabiliyeti vardı. Dediklerini her zaman anlamıyordum, nereye varmak istediğini bilmiyordum ama bunun bir önemi yoktu. Onunla hep aynı fikirde olmuyordum ama onun anarşist şair karakteri beni etkiliyor, bende isyan ve özgürlük imgeleri uyandırıyordu.” Onunla çalışma süreci hakkında ise şu ifadeleri kullanmış sanatçı: “Étienne sık sık ortadan kayboluyordu, gizemli biriydi. Bana ne yaptığını söylemiyordu, ben de sormuyordum. Burjuva kesimden Nadine diye bir kızla evlendiğini ve o ve annesiyle birlikte Anthony’de bir toplu konutta yaşadıklarını biliyordum. Étienne bana bazılarını kabul ettiğim bazılarını da geri çevirdiğim şarkı sözleri veriyordu. Ondan belirli bir konu hakkında yazmasını talep etmiyordum. Roda-Gil’e bir şarkı teması verilmez. Bana öylesine getirdiği şarkı sözlerini ve içerdikleri gizemi seviyordum. Onlarca yıl süren ortaklığımız boyunca ondan sadece iki şarkı istedim: biri Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile çalıştığım zamanlarda, yaptığım görevi yansıtmasını istediğim Refugié (Mülteci), diğeri de France Gall’den ayrıldığım zaman yaşadığım acıyı ifade eden: Souffrir par toi n’est pas souffrir’di. Bunların dışında hep ayrı ayrı çalıştık ve şarkıları piyanonun önünde birlikte tamamladık.” 

Julien Clerc repertuarının klasikleşmiş parçalarından biri olan sözleri Étienne Roda-Gil imzalı Ce n'est rien'in de ilginç bir hikâyesi var. Şöyle anlatıyor bunu Clerc: “Étienne’le sık sık başıma geldiği gibi, bu şarkının da ne demek istediğini ancak daha sonra anladım. Bir metin elime geçtiğinde, hemen müzisyen refleksim devreye giriyor: ‘Bunun üzerine ne tür bir müzik koyacağım?’ diye düşünüyorum. O yüzden önce akılda kalıcı bir melodiye odaklanıyorum. Tabii ki genel olarak metnin ne anlattığını, ne demek istediğini kavrıyorum; ama bugün bana gelen metinler daha basit. Étienne döneminde ise anlamları hemen kavranamıyordu. Sonradan öğrendim ki bu şarkı da göründüğü kadar neşeli bir şarkı değilmiş. Étienne bunu, eşi Nadine’in ailesinden birinin ölümü üzerine onu teselli etmek için yazmış. O yüzden “Bir önemi yok, biliyorsun zaman geçiyor” diye devam eden sözleri kaleme almış. Bunu ancak daha sonra öğrendim.” Julien Clerc’in, France Gall’la yaşadığı ayrılık sonrasında Étienne Roda-Gil’den bununla ilgili bir şarkı yazmasını istemesi sonucı ortaya çıkan Souffrir par toi n'est pas souffrir'in hikâyesine de göz atacak olursak: 1969’un Aralık ayında, Marakeş’te yapılan bir fotoğraf çekimi sırasında Salut les Copains dergisi, Julien Clerc ile France Gall arasındaki aşk hikâyesini kamuoyuna açıklamıştı. Clerc’in çevresine göre bu tutku artık gizli tutulmalıydı; çünkü hayran kitlesinin yüzde doksanı genç kızlardan oluşuyordu ve bu ilişki onları üzebilirdi. Hayranları için Julien’in “kalbi boşta” olmalıydı.  Bunun sonrasında çift bir daha asla birlikte görünmedi. France Gall nişanlısının konserine geldiğinde, gazeteciler ve hayranlar tarafından tanınmamak için kılık değiştirmek zorunda kalıyor ve bu durum bazen çiftin zor anlar yaşamasına yol açıyordu. Öte yandan France Gall, yıllardır durgunlaşan kariyerini yeniden canlandırmak istiyordu. Julien Clerc de ona sözler Étienne Roda-Gil imzalı Chasseneige adlı bir şarkı besteledi. Ne var ki parça beklenen başarıyı yakalayamadı. Julien Clerc ise bunun aksine 1970’lerin başında binlerce genç kızın yeni romantik idolü hâline geldi. France Gall ilişkide kendini git gide daralmış hissediyor, kendine bir yer bulmakta zorlanıyordu. Sonunda Julien’i terk etti France, sonra geri döndü ama bir süre sonra karar değiştirip yeniden gitti. Julien ise bu durum karşısında çaresiz hissediyordu kendini ve derin bir yara almıştı. 1973 yılının Ekim ayındaki Olympia konserleri sırasında artık hiçbir şeyi kontrol edemiyormuş gibi görünüyordu. Kişisel sorunları onu tamamen ele geçirmişti ve France’ı unutamıyordu. Gece yarısı ona telefon ediyor, geri dönmesi için yalvarıyor ve sonunda kendisinin “genç ve bencil” olduğunu itiraf ediyordu. Menajeri Bertrand de Labbey ise onu sertçe azarlıyor ve kariyerini tehlikeye atmaması için kendini toparlamasını istiyordu. Julien seyircisine duyduğu saygıdan ötürü toparlandı, ancak hâlâ kasvetli bir ruh hali içindeydi. Sanatçının bir sonraki albümü sade bir şekilde "N° 7" adını taşıyordu. Siyah kapağıyla adeta bir ölüm ilanı gibi duran bu albüm, büyük ölçüde France ile ayrılığından esinlenen melankolik şarkılardan oluşuyordu. Julien albüm için kariyerinde ilk kez, Étienne Roda-Gil’e bir şarkı sözü siparişi verdi: France Gall’in ona geri dönmesi için özel olarak yazılmış bir metin istiyordu. İşte Souffrir par toi n’est pas souffrir (Senin yüzünden acı çekmek acı çekmek değildir) şarkısı da bu şekilde ortaya çıktı.  Buna karşın France Gall geri dönmedi zira o sırada Véronique Sanson’la yaşadığı ayrılığın acısını yeni yeni geride bırakan Michel Berger’yle tanışmıştı.  Julien Clerc’in yedinci stüdyo albümü ise 1975 yaz başında piyasaya çıktı ama ticari anlamda büyük bir başarı elde edemedi.

Julien Clerc’in sözleri Maurice Vallet ve Roda-Gil’e ait parçalardan oluşan yedinci stüdyo albümünün dikkat çeken parçalarından biri de 1976’da single olarak da yayınlanan This melody idi. Bestesi Polinezya kökenli tropikal esintiler içeren parçanın ilgi çekici bir özelliği de İngilizce bir isme sahip olmasıydı. Buna karşın şarkıda sadece tek bir dize İngilizce olarak yazılmış, şarkının geri kalan Fransızca olarak kaleme alınmıştı. Fransa dışında Belçika ve Hollanda’da büyük ilgi gören parça, Hollanda listesinde bir numaraya kadar tırmanmış bunun yanı sıra İspanya ve Portekiz’de de 45’lik olarak piyasaya çıkmıştı. 1972’de piyasaya çıkmasının ardından zamanla bir klasiğe dönüşen sözleri yine Étienne Roda-Gil imzalı Si on chantait ise 70’li yıllar Fransa’sındaki özgürlük ve kaygısızlık ruhunu yansıtıyordu. Dinamik ritmi ve pozitif mesajıyla insanları bir araya gelip mutlu anlarını paylaşmaya davet ediyor, aynı zamanda müziğin bir sosyal bağ olarak taşıdığı önemi de vurguluyor. Yayınlandığında Fransa listesinde sekizinci sıraya kadar yükselen parça; Hollanda, Belçika ve İsviçre listelerinin üst sıralarında yer almayı başarmıştı.

Clerc & Roda-Gil ortaklığı seksenli yıllarda Jlien Clerc’in söz yazarı ekibine Jean-Loup Dabadie’yi eklemesiyle sıkıntılı bir sürece girdi ve bu durumdan kıskançlık duyan Roda-Gil’in ekibi terk etmesiyle sonuçlandı. Bununla birlikte Étienne Roda-Gil, yetmişli yıllarda farklı sanatçılar için de şarkı sözü yazmıştı. Bunlar arasında dikkat çekenlerden biri de Barbara’nın 1972 tarihli “Amours incestueuses” adlı albümünde yer alan Le bourreau. Bu aynı zamanda Roda-Gil’in Barbara için yazdığı ilk ve tek şarkı olma özelliğini taşıyor. Parçada; “Gece yarısının en derin doruğunda, ilerliyor hayatın içinde, Cellat. Ben yavaşça alay ediyorum onunla, Bir kış günü gibi baharda, Kalan en son kırağı gibi, Yazın öncü hattında, Bu cellatla” sözleriyle ölümden bahsediliyor aslında. Bu da akıllara ister istemez Barbara’nın bu parçadan beş yıl önce kaleme aldığı La mort (Ölüm) adlı parçayı getiriyor. Yine 1972’de bu kez Mort Shuman tarafından seslendirilen Brooklyn by the sea ise Brooklyn’in deniz kenarında yer alan Brigton Beach semtini konu alıyor. Mort Shuman’ın kendisi orada doğduğu için son derece kişisel bir parça bu aynı zamanda. Roda-Gil, Brighton Beach’i “Küçük Karadeniz” olarak betimlemiş ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Doğu Avrupa’dan göç eden Polonyalılar ve Ukraynalı Yahudilerin eski hikâyelerini, yenilgilerini, sürgünlerini ve anılarını paylaştığı bu nostaljik sahil semtini resmetmiş parçada. Mort Shuman da besteye geleneksel Doğu Avrupa ve Yahudi müziğine ait melodiler ekleyerek bu nostaljik atmosfere katkı sağlamış. 

Étienne Roda-Gil, Julien Clerc dışında Françoise Hardy, Johnny Hallyday, Claude François ve Vanessa Paradis için de birçok parça kaleme aldı. Claude François için yazdığı Alexandrie, Alexandra ve Magnolias for ever şarkıları ayrı bir önem taşıyordu zira entelektüel yönü ağır basan ve yazdığı sözleri daima edebi bir derinlik içeren Roda-Gil’in, repertuarının neredeyse yüzde yetmişi uyarlamalardan oluşan ve göreceli olarak daha hafif şarkılar seslendiren Claude François ile çalışmayı kabul etmesi o dönemde şaşkınlık yaratmıştı. Aynı zamanda söz konusu iki parça François’nın trajik bir şekilde hayatını kaybetmeden önce kaydettiği son şarkılardı. Bu haftanın kapanışını ise yine Julien Clerc tarafından seslendirilen bir şarkıyla yaptık. “Bir köprü yaptım hayatımdan, senin hayat akışının üzerinde, çatırdıyor mutlu ayaklarının altında, esniyor gecelerinin kanat çırpışıyla, dans et orada, dans et orada” sözleriyle başlayan Danse-s'y adlı bu parça, Roda-Gil’in kelimeleri ve metaforları kullanma konusundaki tüm ustalığını gözler önüne seriyor.

Kaynaklar:

- 1001 histoires secrètes de chansons, Fabien Lecœuvre, Editions du Rocher, 2017

- Julien, Sophie Delassein, Calmann-Lévy, 2013

- On l'appelait Roda, Charlotte Silvera, Liberté Films, 2018

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Juliec Clerc La Californie Si on chantait: 1968-1997 2:57
Juliec Clerc Yann et les dauphins Julien Clerc (Premier album) 3:27
Juliec Clerc La cavalerie (Live) Julien déménage (Acoustique) 3:01
Juliec Clerc La tarentelle Julien Clerc (Premier album) 2:42
Juliec Clerc & Pascal Obispo Ce n'est rien Le 4 Octobre 3:18
Juliec Clerc Souffrir par toi n'est pas souffrir N°7 3:43
Juliec Clerc Le patineur Fans je vous aime 2:48
Juliec Clerc This melody Fans je vous aime 4:11
Juliec Clerc Si on chantait (Live 2009) Tour 09 3:03
Barbara Le bourreau Amours incestueuses 3:53
Mort Shuman Brooklyn by the sea Mort Shuman 4:32
Julien Clerc Danse-s'y (Live) Amours secrètes... Passion publique (Live) 3:20